Franchise Sözleşmelerinde Zorunlu Yatırım Yükümlülüğünün Sınırları
Franchise modeli, tanınmış bir markanın işletme sistemine dahil olarak ticari faaliyet yürütmek isteyen girişimciler tarafından görece öngörülebilir bir yatırım modeli olarak tercih edilmektedir. Franchise alan, sisteme girişte ödediği giriş bedelinin yanı sıra mağazanın/işyerinin inşaatı, dekorasyonu, ekipmanı ve açılış giderleri için çoğu zaman önemli bir sermaye ayırmakta ve bu yatırımı sözleşme süresi boyunca elde edeceği işletme geliri ile karşılamayı planlamaktadır. Yatırım kararının temelinde, sisteme giriş anında sunulan konsept ve bu konseptin gerektirdiği maliyet yer almaktadır. Sözleşme süresi içinde franchise veren tarafından talep edilen zorunlu yatırım yükümlülükleri ise bu dengeyi doğrudan etkilemektedir.
Uygulamada ise sözleşmenin ilk yıllarında franchise veren tarafından yeni bir mağaza konseptine geçildiği ve franchise alandan cephenin, iç mimarinin, mutfak ekipmanlarının, dijital sipariş altyapısının ve tabela sisteminin yenilenmesinin talep edildiği durumlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Örneğin on yıllık bir franchise sözleşmesi kapsamında 50 milyon TL tutarında ilk yatırım yapmış bir franchise alandan, sözleşmenin ikinci yılında 25 milyon TL maliyetli yeni bir konsept uygulamasının istenmesi, franchise alanın finansman planını ve yatırımın geri dönüş süresini doğrudan etkilemektedir. Bu noktada franchise alanın söz konusu yatırımı yapmakla yükümlü olup olmadığı, yükümlü ise bu yükümlülüğün hangi sınırlar içinde bağlayıcı olduğu sorusu gündeme gelmektedir.
Bu yayında franchise verenin sözleşme süresi içinde talep ettiği ilave yatırımlar, yalnızca tadilat ve dekorasyon ile sınırlı tutulmaksızın teknoloji, ekipman, tedarik, pazarlama ve lokasyon yatırımlarını da kapsayacak şekilde ele alınmakta, franchise alanın bu taleplere karşı hukuki konumu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK”), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), rekabet hukuku mevzuatı ve Yargıtay uygulaması ışığında değerlendirilmektedir. Franchise sözleşmelerinin vergisel boyutu ise Franchise Sözleşmelerinin Vergi Mevzuatı Çerçevesinde İncelemesi başlıklı yayınımızda ayrıca incelenmiştir.
I. Franchise Verenin Sistemi Geliştirme Yetkisi ve Sınırı
Franchise sözleşmesi, Türk hukukunda kanunda ayrıca düzenlenmemiş, karma nitelikte ve sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olarak kabul edilmektedir. Franchise veren markasını, işletme yöntemini ve teknik ve ticari bilgi birikimini franchise alanın kullanımına sunmakta, franchise alan ise bu sistemi kendi ad ve hesabına işletmeyi, sistemin kurallarına uymayı ve karşılığında giriş bedeli ile dönemsel ödemeler yapmayı üstlenmektedir. Yargı uygulamasında da franchise alanın, franchise verenin belirlediği ilkelere ve talimatlara uyma yükümlülüğü altında bulunduğu kabul edilmektedir.
Franchise ağının bütün satış noktalarında aynı kalite ve görünümün sağlanması, modelin ekonomik değerinin temelini oluşturmaktadır. Rekabet Kurumu‘nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzu da franchise ağının ortak kimliğinin ve prestijinin korunmasını franchise modeline özgü meşru bir ihtiyaç olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle franchise verenin pazar koşullarındaki değişikliklere, tüketici beklentilerine ve teknolojik gelişmelere uygun olarak sistemini güncelleme yetkisine sahip olduğu kabul edilmektedir.
Bununla birlikte standartları koruma yetkisi ile franchise alana sözleşmede öngörülmemiş yeni ve önemli bir sermaye yükü yükleme yetkisi aynı nitelikte değildir. Mağaza içi yerleşimin düzenlenmesi, üniforma veya servis prosedürlerinin güncellenmesi gibi işletmenin olağan akışına ilişkin talimatlar ile franchise alandan kısa bir süre içinde ilk yatırımına yakın tutarda yeni bir yatırım yapmasının istenmesi hukuken farklı sonuçlara bağlanmaktadır. Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, bu iki alan arasındaki sınırın nerede çizileceği sorusundan doğmaktadır.
II. Franchise Sözleşmelerinde Zorunlu Yatırım Talebi Türleri
Sonradan getirilen yatırım yükümlülükleri çoğu zaman yalnızca tadilat ve dekorasyon olarak algılanmaktadır. Oysa uygulamada franchise alanın maliyet yapısını değiştiren talepler çok daha geniş bir alana yayılmaktadır.
Fiziki konsept yatırımları Cephenin, iç mimarinin, mobilyaların, aydınlatmanın ve tabela sisteminin yeni konsepte göre yenilenmesi ile mutfak veya üretim alanının yeniden tasarlanması bu grupta yer almaktadır.
Teknoloji yatırımları Yeni satış noktası (POS) sistemleri, self servis sipariş kioskları, mobil sipariş altyapısı, kamera sistemleri, müşteri ilişkileri yönetimi yazılımları ile yapay zekâ destekli stok ve satış analiz sistemleri, son dönemde franchise alanlardan en sık talep edilen yatırımlar arasında bulunmaktadır. Bu yatırımlar çoğunlukla lisans ve abonelik bedelleri gibi dönemsel maliyetleri de beraberinde getirmektedir.
Ekipman değişiklikleri Çalışır durumdaki fırın, kahve makinesi, soğutma veya üretim ekipmanının yalnızca yeni standart gerekçesiyle değiştirilmesinin istenmesi bu gruba dahil edilmektedir.
Ürün ve menü değişiklikleri Ürün gamına yeni ürünlerin zorunlu olarak eklenmesi, bu ürünler için ayrı ekipman, depolama alanı veya personel yatırımı yapılmasını gerektirebilmektedir.
Tedarik sistemi değişiklikleri Franchise alanın çalıştığı tedarikçinin bırakılarak franchise veren veya onun belirlediği ve daha yüksek fiyatla satış yapan tedarikçiden alım yapılmasının zorunlu kılınması, doğrudan bir yatırım harcaması olmasa da işletmenin kârlılığını kalıcı olarak etkilemektedir.
Pazarlama katkıları Sözleşmede öngörülmeyen dijital reklam katkı payları, bölgesel kampanyalara katılım zorunlulukları ve mağaza içi tanıtım harcamaları da ilave yük niteliği taşımaktadır.
Sürdürülebilirlik ve enerji yatırımları Yeni ambalaj sistemleri, enerji verimli cihazlar, atık yönetimi uygulamaları ve elektrikli araç şarj üniteleri gibi çevresel standartlar, küresel markaların gündeminde giderek daha fazla yer almaktadır.
Lokasyona ilişkin talepler Mağazanın büyütülmesi, taşınması, araç içi servis birimi eklenmesi veya belirli metrekare koşullarına uyarlanması talepleri de franchise alanın yatırım yükünü doğrudan artırmaktadır.
Bu taleplerin tamamında ortak soru, yatırım riskinin sözleşme ile hangi tarafa yüklendiği ve bu yüklemenin hukuken hangi ölçüde geçerli olduğudur. Aşağıdaki değerlendirmeler bu nedenle yalnızca tadilat harcamalarına değil, franchise alanın maliyet yapısını sözleşme süresi içinde esaslı biçimde değiştiren her türlü talebe uygulanabilecek niteliktedir.
III. Yenileme ve Tadilat Yükümlülüğünün Sözleşmedeki Dayanağı
Franchise alandan talep edilen bir yatırımın bağlayıcılığı değerlendirilirken ilk olarak bu yükümlülüğün sözleşmeden doğup doğmadığı incelenmektedir. Franchise sözleşmelerinde bu konudaki hükümler farklı yoğunluklarda kaleme alınmaktadır. Franchise alanın “marka standartlarına ve operasyon el kitabına uyacağı” şeklindeki genel bir hüküm ile “franchise verenin her beş yılda bir mağazanın yenilenmesini talep edebileceği ve yenileme maliyetinin franchise alana ait olacağı” şeklindeki açık bir hüküm aynı sonucu doğurmamaktadır.
Uygulamada, franchise alanın sonraki tarihlerde franchise veren tarafından uygun görülecek dekorasyon ve plan değişikliklerine uyacağını ve bu değişiklikleri masrafları kendisine ait olmak üzere yerine getireceğini peşinen kabul ettiği düzenlemelere de rastlanmaktadır. Nitekim Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 28.04.2023 tarihli, 2021/207 Esas ve 2023/479 Karar sayılı kararına konu sözleşmede yer alan hüküm şu şekildedir.
“Franchise alan sonraki tarihlerde franchise veren tarafından uygun görülecek dekorasyon değişiklikleri ile yerleşim ve kullanım ünitelerindeki plan değişikliklerine uyacağını, franchise veren’in talebi halinde bu tür değişiklikleri masrafları kendisine ait olmak üzere herhangi bir talebi olmaksızın yerine getireceğini peşinen kabul ve taahhüt eder.”
Bu tür hükümler yenileme yükümlülüğünün varlığını açıkça düzenlemekle birlikte, yenilemenin sıklığı, kapsamı ve azami maliyeti bakımından herhangi bir ölçüt içermemektedir. Belirsizliğin en yoğun olduğu alan da tam olarak bu ölçütsüz alandır.
Açık ve anlaşılır olmayan veya birden fazla anlama gelebilen hükümler bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 23. maddesi uyarınca düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine yorum ilkesi uygulanmaktadır. Buna göre “marka standartlarına uyum” gibi genel bir ifadenin, franchise alanın mevcut işletmesini standartlara uygun şekilde muhafaza etme yükümlülüğünü kapsadığı kabul edilebilecek iken, işletmenin kısa bir süre içinde yeni bir konsepte göre baştan inşa edilmesi yükümlülüğünü de kapsadığı sonucuna kolaylıkla ulaşılamamaktadır. Sözleşmede açıkça öngörülmeyen ve franchise alanın sözleşme kurulurken hesaba katamayacağı ölçüde yüksek bir yatırım yükümlülüğünün genel nitelikteki bir standart hükmüne dayandırılması halinde, yorum denetimi franchise alan lehine sonuç doğurabilmektedir.
Operasyon el kitapları bakımından da benzer bir değerlendirme yapılmaktadır. El kitabı çoğu zaman sözleşmenin eki sayılmakta ve franchise verene el kitabını güncelleme yetkisi tanınmaktadır. Sözleşmenin imzalandığı tarihteki el kitabı ile sonradan güncellenen el kitabı arasındaki farkların tespiti, uyuşmazlıklarda belirleyici önem taşımaktadır. Bu nedenle franchise alanların sözleşme tarihindeki el kitabı sürümünü ve sonraki tüm güncellemeleri tarihleriyle birlikte muhafaza etmeleri tavsiye edilmektedir.
IV. Franchise Sözleşmelerinde Genel İşlem Koşulları ve Tek Taraflı Değişiklik Yasağı
Franchise sözleşmeleri, büyük ölçüde franchise veren tarafından çok sayıda franchise alanla kullanılmak üzere önceden hazırlanan standart metinlerdir. TBK m. 20 uyarınca bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu hükümler genel işlem koşulu niteliği taşımaktadır. Aynı maddeye göre sözleşme metinlerinin birbirinin aynısı olmaması veya sözleşmeye her bir koşulun tartışılarak kabul edildiğine ilişkin bir kayıt konulması, tek başına bu niteliği ortadan kaldırmamaktadır. Franchise sözleşmelerinde sıklıkla yer alan “işbu sözleşmenin tüm hükümleri taraflarca müzakere edilmiştir” şeklindeki kayıtlar bu nedenle genel işlem koşulları denetimini kendiliğinden bertaraf etmemektedir.
Genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tüketici sözleşmeleri ile sınırlı olmayıp tacirler arasındaki sözleşmelere de uygulanmaktadır. Yargıtay da franchise sözleşmelerinde yer alan hükümleri bu çerçevede değerlendirmekte, genel işlem koşullarının denetiminin yürürlük denetimi (TBK m. 21 ve 22), yorum denetimi (TBK m. 23) ve içerik denetimi (TBK m. 24 ve 25) olmak üzere üç aşamada yapılacağını kabul etmektedir (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.04.2016 tarihli, 2015/9764 Esas ve 2016/4814 Karar sayılı karar). Daire, aynı uyuşmazlıkta verdiği sonraki kararında sözleşmede genel işlem koşulu bulunmadığının ve hükümlerin pazarlık edilerek kabul edildiğinin ispat yükünün genel işlem koşullarını kullanan tarafa ait olduğunu açıkça vurgulamıştır (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.02.2022 tarihli, 2020/1898 Esas ve 2022/1006 Karar sayılı karar). Aynı kararda, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı hükümlerin karşı taraf uyarılmış olsa dahi yazılmamış sayılacağı ve bir hükmün kanunda düzenlenmiş olmasının, müzakere edilmeden sözleşmeye konulmuş olması halinde denetlenemeyeceği anlamına gelmediği belirtilmiştir.
Konumuz bakımından en önemli düzenleme, “Değiştirme Yasağı” başlıklı TBK m. 24 hükmüdür. Bu hükme göre genel işlem koşullarının bulunduğu bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan ve düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine sözleşmenin bir hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtlar yazılmamış sayılmaktadır. Franchise verene marka standartlarını, mağaza tasarımını, ekipmanları ve işletme sistemini tek taraflı olarak değiştirme ve bu değişikliklerin maliyetini sınırsız biçimde franchise alana yükleme yetkisi veren hükümler, bu yasakla doğrudan temas halindedir.
Bununla birlikte franchise ilişkisinin doğası gereği franchise verenin talimat verme yetkisinin tamamen ortadan kalktığı sonucuna varılmamaktadır. Burada yapılması gereken ayrımın, franchise verenin talimatının sözleşmede zaten var olan bir yükümlülüğün ifa biçimini belirleyip belirlemediği, yoksa franchise alan için sözleşmede bulunmayan yeni bir mali yükümlülük yaratıp yaratmadığı olduğu değerlendirilmektedir. Mevcut ekipmanın bakımı, servis prosedürü veya görsel materyallerin güncellenmesi gibi talimatlar sözleşmede var olan standartlara uyum yükümlülüğünün ifası niteliğinde görülebilecek iken, franchise alandan ilk yatırımına yakın tutarda yeni bir yatırım yapmasının istenmesi, niteliği itibarıyla sözleşmeye yeni bir düzenleme getirilmesi olarak değerlendirilmeye elverişlidir.
Son olarak TBK m. 25 uyarınca genel işlem koşullarına dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamamaktadır. Yenilemenin sıklığı, kapsamı ve maliyeti bakımından hiçbir sınır öngörmeyen, maliyetin tamamını franchise alana yükleyen ve karşılığında herhangi bir süre uzatımı veya güvence sunmayan bir hükmün içerik denetiminden geçip geçemeyeceği, somut sözleşmenin bütünü dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
V. Franchise Alanın Tacir Sıfatı ve Basiretli Davranma Yükümlülüğü
Franchise verenler tarafından bu tür uyuşmazlıklarda en sık ileri sürülen savunma, franchise alanın tacir olduğu ve TTK m. 18/2 uyarınca ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü bulunduğudur. Bu görüşe göre franchise sistemlerinin zaman içinde değişebileceğini ve markanın yeni konsept yatırımları talep edebileceğini öngörmek, basiretli bir tacirden beklenen özenin gereğidir. Yargı uygulamasında da tacirin imzaladığı sözleşme hükümlerinin sonuçlarına katlanması gerektiği yönündeki yaklaşım önemli bir yer tutmaktadır.
Ne var ki basiretli davranma yükümlülüğü, genel işlem koşullarına ilişkin koruyucu hükümleri tacirler bakımından devre dışı bırakan bir kural olarak kabul edilmemektedir. Konseptin zaman içinde gelişebileceğini öngörmek ile ilk yatırımın önemli bir oranına ulaşan yeni bir yatırımın kısa süre içinde tek taraflı olarak talep edileceğini öngörmek arasında esaslı bir fark bulunmaktadır. Basiretli tacir ölçütü, franchise alanın makul olarak öngörebileceği yenileme ihtiyaçları bakımından franchise veren lehine sonuç doğurabilecek iken, sözleşmede sınırı çizilmemiş ve iş planını esaslı biçimde değiştiren talepler bakımından aynı sonucu kendiliğinden doğurmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde somut olayın özelliklerini belirleyici hale getiren husus da bu gerilimdir.
VI. Zorunlu Yatırımın Orantılılığı ve Kalan Sözleşme Süresi
Franchise verenin sonradan talep ettiği bir yatırımın bağlayıcılığı ve dürüstlük kuralına uygunluğu değerlendirilirken aşağıdaki ölçütlerin birlikte ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
Hükmün açıklığı ve belirliliği: Yenileme yükümlülüğünün varlığı, sıklığı, kapsamı ve maliyet paylaşımı sözleşmede ne ölçüde açık düzenlenmişse, franchise alanın bu yükümlülüğü sözleşme kurulurken hesaba kattığı da o ölçüde kabul edilmektedir.
Öngörülebilirlik: Bir restoranın on yıllık süre içinde boya, mobilya ve tabela yenilemesi yapması olağan bir işletme ihtiyacı olarak görülebilecek iken, iki yıl önce açılmış bir mağazanın tamamen sökülerek yeniden inşa edilmesinin talep edilmesi farklı değerlendirilmektedir.
Orantılılık: Talep edilen yatırımın ilk yatırıma ve işletmenin ekonomik kapasitesine oranı önem taşımaktadır. 50 milyon TL yatırımla kurulmuş bir işletmeden 500 bin TL tutarında bir standart güncellemesi istenmesi ile 15 milyon TL tutarında yeni bir yatırım istenmesi aynı ağırlıkta değerlendirilmemektedir.
Kalan sözleşme süresi ve amortisman: Yatırımın ekonomik ömrü ile franchise sözleşmesinin kalan süresi arasındaki ilişki, değerlendirmenin en belirleyici unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sözleşmenin bitimine on sekiz ay kalmış bir işletmeden 50 milyon TL tutarında bir yenileme yapılmasının istenmesi ile önünde on iki yıllık sözleşme süresi bulunan bir işletmeden aynı yatırımın istenmesi aynı ekonomik sonucu doğurmamaktadır. Franchise veren büyük bir yatırım talep ettiği halde sözleşmenin yenileneceğine veya süresinin uzatılacağına ilişkin herhangi bir güvence sunmuyorsa, franchise alanın ekonomik ömrü sekiz yıl olan bir yatırımı sözleşmenin bitimine iki yıl kala üstlenmesinin beklenip beklenemeyeceği sorusu dürüstlük kuralı çerçevesinde ayrıca önem kazanmaktadır.
Eşit uygulama: Yeni konseptin franchise verenin kendi işlettiği mağazalar ve diğer franchise alanlar bakımından aynı takvim ve koşullarla uygulanıp uygulanmadığı, talebin sistemin geliştirilmesi amacına mı yoksa belirli franchise alanların sistemden çıkarılması amacına mı hizmet ettiğinin tespitinde yol gösterici olmaktadır.
Katkı ve geçiş imkânları: Franchise verenin maliyete katkı sunması, ödeme planı veya finansman desteği sağlaması, yatırımın aşamalı olarak yapılmasına imkân tanıması ve makul bir geçiş süresi vermesi, talebin dürüstlük kuralına uygunluğunu destekleyen unsurlar arasında yer almaktadır.
Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir. Türk Medeni Kanunu m. 2 uyarınca herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmadığı dikkate alındığında, franchise verenin sözleşmeden doğan bir yenileme hakkına sahip olduğu hallerde dahi bu hakkın kullanım biçimi ayrıca denetlenmektedir.
VII. Tedarik ve Pazarlama Yükümlülüklerinin Rekabet Hukuku Boyutu
Sonradan getirilen yükümlülüklerin bir bölümü rekabet hukuku bakımından da ayrıca değerlendirilmektedir. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği uyarınca, alıcının ilgili pazardaki alımlarının yüzde sekseninden fazlasını sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği teşebbüsten yapmasına yönelik yükümlülükler de rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul edilmekte, belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülükleri ise grup muafiyetinden yararlanamamaktadır. Tebliğ ayrıca muafiyeti, sağlayıcının ilgili pazardaki payının yüzde otuzu aşmaması koşuluna bağlamaktadır.
Rekabet Kurumu’nun Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzu’nda ise franchise alanın satın aldığı mal ve hizmetlere ilişkin rekabet etmeme yükümlülüklerinin, franchise ağının ortak kimliğini ve prestijini korumak bakımından gerekli olduğu hallerde 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun‘un 4. maddesinin kapsamı dışında kaldığı kabul edilmektedir. Kılavuza göre bu durumda rekabet etmeme yükümlülüğünün süresi de franchise anlaşmasının süresini aşmadığı sürece 4. madde bakımından sorun oluşturmamaktadır. Kılavuzun bu hükmü, Rekabet Kurulu’nun bir pizza zincirinin franchise sistemine ilişkin 08.05.2014 tarihli kararında da aynen aktarılmıştır. Bu nedenle franchise alanın belirli bir tedarikçiye yönlendirilmesinin değerlendirilmesinde, zorunluluğun ürün kalitesinin ve ağın ortak kimliğinin korunması ile gerçekten ilişkili olup olmadığı belirleyici önem taşımaktadır. Ortak kimlikle bağlantısı kurulamayan ve yalnızca daha yüksek fiyatlı bir tedarik kanalına yönlendirme işlevi gören zorunluluklar, hem rekabet hukuku hem de sözleşmeler hukuku bakımından tartışmaya açık hale gelmektedir.
Aynı Tebliğ uyarınca alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi de muafiyetin dışında kalmakta, sağlayıcının yalnızca azami satış fiyatı belirlemesi veya fiyat tavsiye etmesi mümkün görülmektedir. Yeni ürünlerin ve kampanyaların franchise alana sabit veya asgari satış fiyatıyla dayatılması halinde, talebin bu yönden de ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
VIII. Franchise Sözleşmelerinde Aşırı İfa Güçlüğü ve Uyarlama
Sonradan ortaya çıkan maliyet artışları karşısında akla gelen hukuki araçlardan biri TBK m. 138 hükmünde düzenlenen aşırı ifa güçlüğüdür. Bu hüküm, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması ve sözleşme dengesini borçlu aleyhine dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede değiştirmesi halinde, borçluya sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sürekli edimli sözleşmelerde kural olarak fesih hakkı tanımaktadır.
Ancak franchise verenin kendi ticari tercihiyle yeni bir konsepte geçmesi ve bu konsepti sözleşmeye dayanarak franchise alandan talep etmesi, kural olarak dışsal ve olağanüstü bir durum olarak nitelendirilmemektedir. Bu tür uyuşmazlıklarda öncelikle yükümlülüğün sözleşmeden doğup doğmadığı, genel işlem koşulları denetimi ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılmakta, aşırı ifa güçlüğü ise tali ve alternatif bir dayanak olarak ele alınmaktadır.
Buna karşılık yenileme yükümlülüğü sözleşmede açıkça düzenlenmiş olsa bile döviz kurlarındaki olağanüstü dalgalanmalar nedeniyle ithal ekipman maliyetlerinin öngörülemez ölçüde artması veya yeni bir kamusal düzenlemenin yatırımın niteliğini esaslı biçimde değiştirmesi gibi dışsal gelişmeler, TBK m. 138 kapsamında uyarlama talebine konu olabilmektedir. Hükmün, borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya aşırı ifa güçlüğünden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmasını aradığı dikkate alındığında, yatırımın herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın tamamlanmasının bu imkânı ortadan kaldırabileceği ayrıca önem arz etmektedir.
IX. Zorunlu Yatırımın Reddedilmesi Halinde Fesih ve Tazminat
Franchise alanın talep edilen yatırımı yapmayacağını bildirmesi halinde franchise verenin başvurabileceği yollar ve bunların hukuki sonuçları, somut sözleşme hükümlerine göre farklılık göstermektedir.
Haklı sebeple fesih
Franchise veren çoğu zaman yatırım talebine uyulmamasını marka standartlarına aykırılık olarak nitelendirmekte ve ihtarın ardından sözleşmeyi haklı sebeple feshetme yoluna gitmektedir. Bu feshin haklılığı, talep edilen yatırımın sözleşmeden doğan geçerli bir yükümlülük olup olmadığına bağlıdır. Yükümlülüğün genel işlem koşulları denetimi sonucunda yazılmamış sayılması veya dürüstlük kuralına aykırı biçimde talep edildiğinin tespit edilmesi halinde, bu gerekçeye dayanan feshin haksız fesih olarak değerlendirilmesi mümkündür. Haksız fesih ise franchise alanın, sözleşmenin devamı halinde elde edeceği kazanç ve karşılanamayan yatırım giderleri başta olmak üzere uğradığı zararların tazminini talep edebilmesinin yolunu açabilmektedir.
Cezai şart
Franchise sözleşmelerinde franchise alanın aykırılığı halinde kalan süreye ait franchise bedellerinin tamamının veya yüksek tutarlı sabit bedellerin ödenmesini öngören cezai şartlara sıkça rastlanmaktadır. Yargıtay, franchise sözleşmesinde müzakere edilmeden yer alan cezai şart hükümlerinin de genel işlem koşulları denetimine tabi olduğunu ve bu hükümler bakımından öncelikle yürürlük denetiminin yapılması gerektiğini kabul etmektedir (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.02.2022 tarihli, 2020/1898 Esas ve 2022/1006 Karar sayılı karar). Aynı kararda franchise verenin erken fesih nedeniyle talep edebileceği zararın, aynı nitelikte yeni bir franchise verebileceği süre ile sınırlı olabileceğine de işaret edilmiştir.
Olağan fesih ve sözleşmenin yenilenmemesi
Franchise verenin yatırım talebini, sözleşmedeki olağan fesih hakkını kullanarak veya süre sonunda sözleşmeyi yenilemeyerek sonuçlandırması da mümkündür. Yargıtay, yetkili servis ve yedek parça bayiliği ilişkisine ilişkin bir uyuşmazlıkta, sağlayıcının yeniden yapılanma kapsamında yeni standartlar belirlediği, sözleşmedeki iki yıllık bildirim süresine uyarak fesih bildiriminde bulunduğu ve standartları karşılayan işletmelerle yeniden sözleşme yapılacağını bildirdiği bir olayda, bu süre içinde standartları karşılamak için yatırım yapıldığı ispat edilemediğinden olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı kullanılmadığı ve karşılanmayan yatırım maliyetlerine ilişkin talebin yerinde olmadığı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.12.2022 tarihli, 2021/8788 Esas ve 2022/9519 Karar sayılı karar). Karar, yeni standartların makul bir geçiş süresi tanınarak ve şeffaf biçimde uygulanması halinde sağlayıcının hukuki konumunun belirgin biçimde güçlendiğini göstermesi bakımından franchise ilişkileri açısından da yol gösterici niteliktedir.
Denkleştirme talebi
Sözleşmenin sona ermesi halinde franchise alanın, işletmeye kazandırdığı müşteri çevresinden franchise verenin yararlanmaya devam etmesi karşılığında denkleştirme talep edip edemeyeceği de gündeme gelmektedir. TTK m. 122/5 uyarınca acenteye ilişkin denkleştirme hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanmaktadır. Yargıtay uygulamasında bu imkân, sözleşmenin karşı tarafa belirli bir bölge veya müşteri çevresi bakımından tekel hakkı tanıyıp tanımadığına bağlı olarak değerlendirilmekte ve inhisari hak tanınmadığına ilişkin açık sözleşme hükümleri denkleştirme talebini engelleyebilmektedir (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 27.12.2022 tarihli, 2021/8788 Esas ve 2022/9519 Karar sayılı karar). Denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği de ayrıca dikkate alınmaktadır. Tek satıcılık ilişkisine ilişkin değerlendirmelerimize Exclusive Distribution Agreement under Turkish Law başlıklı İngilizce yayınımızdan ulaşılabilmektedir.
Sözleşme sonrası rekabet yasağı
Talep edilen yatırımın reddi üzerine ilişkinin sona ermesi halinde franchise alanın aynı lokasyonda benzer bir faaliyet sürdürmesi, sözleşme sonrası rekabet yasağı ve haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ, sözleşme sonrası rekabet etmeme yükümlülüğünü kural olarak bir yılı aşmamak, franchise alanın faaliyet gösterdiği tesis ile sınırlı olmak ve devredilen bilgi birikiminin korunması için zorunlu bulunmak koşullarına bağlamaktadır.
X. Franchise Verenin Yatırım Talebi Karşısında İzlenecek Yol
Franchise verenden yeni bir yatırım talebi alındığında talebin dayanağının yazılı olarak istenmesi, sözleşmenin ve operasyon el kitabının ilgili sürümlerinin incelenmesi, yatırım kalemlerinin ve maliyet tahminlerinin belgelendirilmesi ve yeni konseptin diğer satış noktalarında nasıl uygulandığının tespit edilmesi, ilk aşamada yapılması gereken işlemler arasında yer almaktadır. Tacirler arasında temerrüde düşürme ve fesih ihbarlarının TTK m. 18/3 uyarınca noter, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi aracılığıyla yapılması gerektiğinden, yazışmaların bu usule uygun biçimde yürütülmesi önem arz etmektedir.
Yatırımın uyuşmazlık süresince yapılması ticari bir zorunluluk haline gelmişse, ödemelerin ve yatırım işlemlerinin ihtirazi kayıt ile yapılması, ileride ileri sürülebilecek hakların korunması bakımından önem taşımaktadır. Müzakere yoluyla çözüm sağlanamaması halinde, konusu bir miktar para olan ticari davalarda TTK m. 5/A uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, franchise sözleşmelerinde sıklıkla yer alan tahkim şartlarının ise uyuşmazlığın çözüm merciini doğrudan belirlediği dikkate alınmaktadır. Bu aşamada dava ve uyuşmazlık çözümü stratejisinin, fesih riskini ve cezai şart ihtimalini birlikte gözeten bir yaklaşımla kurgulanması gerekmektedir.
XI. Franchise Sözleşmesi Hazırlanırken Alınabilecek Önlemler
Uyuşmazlıkların önemli bir kısmı, sözleşme aşamasında yenileme yükümlülüğünün yeterli açıklıkta düzenlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Franchise alan bakımından yenileme sıklığının belirli bir takvime bağlanması, tek bir yenileme için azami maliyetin ilk yatırıma oranla belirlenmesi, franchise verenin maliyete katılım esaslarının düzenlenmesi, sözleşmenin son döneminde büyük ölçekli yenileme talep edilemeyeceğinin veya bu durumda sözleşme süresinin yatırımın amortismanına imkân verecek şekilde uzatılacağının kararlaştırılması ve yeni konseptin önce franchise verenin kendi mağazalarında uygulanmasının şart koşulması, en etkili koruma mekanizmaları arasında yer almaktadır.
Franchise veren bakımından ise yenileme yetkisinin öngörülebilir, ölçülebilir ve şeffaf ölçütlere bağlanması, hükmün uygulanabilirliğini güçlendiren başlıca unsurdur. Sınırları açıkça çizilmiş bir yenileme hükmünün genel işlem koşulları denetiminde ayakta kalma ihtimalinin, sınırsız bir değiştirme yetkisine kıyasla belirgin biçimde daha yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle sözleşmeler hukuku ve ticaret ve şirketler hukuku perspektifiyle hazırlanan dengeli bir sözleşme, franchise ağının sürdürülebilirliği bakımından her iki tarafın da yararına sonuç doğurmaktadır.
Yabancı menşeli markaların Türkiye’deki franchise yapılanmalarında ana franchise sözleşmesi ile alt franchise sözleşmeleri arasındaki yenileme yükümlülüklerinin uyumlu hale getirilmesi de ayrıca önem taşımaktadır. Aksi halde küresel ölçekte alınan bir konsept değişikliği kararının maliyeti, zincirin son halkasındaki franchise alana yansımaktadır. Bu yapılanmalarda marka lisansının kapsamı ve fikri mülkiyet hukuku boyutu ile yabancı yatırım mevzuatından doğan yükümlülükler de birlikte değerlendirilmektedir.
Sonuç
Franchise verenin sistemini geliştirme ve marka standartlarını güncelleme yetkisi, franchise ilişkisinin doğal ve meşru bir unsurudur. Ancak bu yetki, franchise alana sözleşme kurulurken öngörülemeyen, ilk yatırımla orantısız ve sözleşmenin kalan süresi içinde karşılanması mümkün olmayan yatırım yükleri getirilmesine imkân veren sınırsız bir değiştirme hakkı olarak anlaşılmamaktadır. Standart franchise sözleşmelerinde yer alan tek taraflı değişiklik yetkileri, Türk Borçlar Kanunu’nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri, dürüstlük kuralı ve rekabet hukuku mevzuatı çerçevesinde denetime tabi bulunmaktadır.
Bu nedenle franchise alanların yeni bir yatırım talebiyle karşılaştıklarında talebi doğrudan kabul etmek veya reddetmek yerine sözleşmeyi, operasyon el kitabını ve yatırımın ekonomik göstergelerini birlikte değerlendirmeleri, franchise verenlerin ise sistem değişikliklerini öngörülebilir ve orantılı bir çerçevede kurgulamaları, olası uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından belirleyici önem taşımaktadır.
Franchise sözleşmelerinin hazırlanması ve müzakeresi, sonradan talep edilen yatırımların değerlendirilmesi ve franchise ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar hakkında hukuki danışmanlık almak için avukatlık ofisimizle iletişim sayfamız veya info@cetinavukatlik.com e-posta adresi üzerinden irtibata geçebilirsiniz.
