Limited ve Anonim Şirketlerde Pay Devri ve Tür Değişikliğinde Vergi Meselesi
Şirket paylarının devri, kurumsal yapılanmanın en önemli eşiklerinden biridir. Bununla birlikte, pay devrinin vergisel sonucu çoğu zaman işlemin ekonomik büyüklüğünden değil, hangi şirket tipinde, hangi hukuki araçla ve hangi zamanlama içinde gerçekleştirildiğinden doğar. Özellikle limited şirket ile anonim şirket arasındaki yapısal farklar, payın pay senedine veya ilmühabere bağlanıp bağlanmadığı ve elde tutma süresi, aynı satış işlemi bakımından farklı vergi sonuçlarına yol açabilir. Bu nedenle pay devrinde vergi değerlendirmesi yapılırken, işlemin limited şirket mi yoksa anonim şirket bünyesinde mi gerçekleştiği, payın pay senedine veya ilmühabere bağlanıp bağlanmadığı, elde tutma süresi ve iktisap tarihi birlikte dikkate alınmalıdır.
Uygulamada güçlük yaratan husus da tam olarak burada ortaya çıkar. Gündelik dilde çoğu kez tek bir “hisse satışı”ndan söz edilse de, hukuken çıplak pay devri, nama yazılı pay senedi devri, hamiline yazılı pay senedi devri ve tür değişikliği sonrasında yapılan devirler birbirinden ayrılır. Her birinin şekil şartları, ispat rejimi ve vergisel etkisi farklıdır. Bu nedenle pay devri planlanırken yalnızca satış bedeline veya beklenen kazanca odaklanmak yeterli değildir. Devrin hangi hukuki enstrüman üzerinden yapılandırıldığı, senetlerin usulüne uygun biçimde çıkarılıp çıkarılmadığı, devredenin gerçek kişi mi yoksa kurum mu olduğu ve istisna şartlarının somut olayda tam olarak gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle limited şirketin tür değişikliği yoluyla anonim şirkete dönüştüğü yapılarda, en kritik mesele çoğu kez iki yıllık elde tutma süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağıdır. Zira uygulamadaki asıl vergisel fayda, sadece anonim şirkete dönüşümden değil, dönüşüm sonrasında çıkarılan pay senedi veya ilmühabere ilişkin iktisap tarihinin nasıl belirlendiğinden doğar.
1. Pay Devri, Pay Senedi, Çıplak Pay ve İlmühaber Ayrımı
Limited Şirketlerde Pay Devri
Limited şirketlerde esas sermaye payının devri, Türk Ticaret Kanunu‘nun 595. maddesinde düzenlenmiştir. Kural olarak devir sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve taraf imzalarının noter tarafından onaylanması gerekir. Ayrıca şirket sözleşmesinde aksi öngörülmedikçe, devir genel kurul onayı ile geçerlilik kazanır. Bu nedenle limited şirket pay devri, sıkı şekil şartlarına bağlıdır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 593. maddesi limited şirkette esas sermaye pay senetlerinin ispat aracı şeklinde veya nama yazılı olarak düzenlenebileceğini kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu senetler vergi uygulamasında anonim şirket pay senediyle aynı sonuca yol açmaz. Başka bir ifadeyle limited şirkette senet düzenlenmiş olması, tek başına anonim şirket pay senedine tanınan vergisel avantajları doğurmaz.
Anonim Şirketlerde Çıplak Pay, Pay Senedi ve İlmühaber
Anonim şirketlerde önce payın senede bağlanıp bağlanmadığına bakılmalıdır. Henüz pay senedi veya ilmühaber düzenlenmemiş paylar, uygulamada “çıplak pay” olarak anılmaktadır. Çıplak pay devri bakımından Kanun’da pay senedi devrindeki kadar ayrıntılı bir rejim bulunmamakla birlikte, uygulamada yazılı pay devri sözleşmesi ve şirket nezdinde pay defterine kayıt büyük önem taşımaktadır.
Pay senedi bastırılmışsa hukuki rejim değişir. Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirketlerde nama yazılı ve hamiline yazılı pay senedi çıkarılabilir. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber de düzenlenebilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır.
Nama yazılı pay senetlerinin devri, kural olarak ciro edilmiş senedin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılır. Hamiline yazılı pay senetlerinde ise zilyetliğin devri yanında Merkezi Kayıt Kuruluşu‘na bildirim de gerekir. Güncel sistemde, MKK bildirimi yapılmadıkça hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirket ve üçüncü kişiler nezdinde ileri sürülmesi mümkün değildir.
Pay Senedinin Usulüne Uygun Çıkarılması Neden Önem Taşır?
Pay senedinin varlığı kadar, usulüne uygun çıkarılmış olması da önem taşır. Türk Ticaret Kanunu’nun 487. maddesi uyarınca anonim şirket pay senetlerinde şirketin unvanı, sermaye tutarı, kuruluş tarihi, bu tarihteki sermaye tutarı, çıkarılan pay senedinin tertibi, bunun tescil tarihi, senedin türü, itibari değeri ve kaç payı içerdiği gösterilmeli, ayrıca şirket adına imza etmeye yetkili olanlardan en az ikisinin imzası bulunmalıdır. Nama yazılı pay senetlerinde bunlara ek olarak pay sahibinin adı veya ticaret unvanı, yerleşim yeri ve pay bedelinin ödenmiş olan kısmı da yer almalıdır.
Vergisel değerlendirme bakımından ayrıca şu husus önemle vurgulanmalıdır ki, pay senedi veya ilmühaberin çıkarılmış olması tek başına her zaman yeterli değildir. Devrin gerçekten pay senedi devri usulüne göre yapılıp yapılmadığı da belirleyicidir. Nitekim bazı uyuşmazlıklarda, şirkette ilmühaber veya pay senedi bulunmasına rağmen işlemin noter onaylı pay devri sözleşmesi ve tescil üzerinden yürütülmesi nedeniyle devir, çıplak pay devri olarak değerlendirilmiştir.
2. Limited Şirket Pay Devrinde Vergilendirme
Gerçek Kişi Ortak Bakımından Gelir Vergisi
Gerçek kişi limited şirket ortağının payını devretmesi halinde elde edilen kazanç, kural olarak Gelir Vergisi Kanunu‘nun mükerrer 80. maddesi kapsamında değer artış kazancı olarak değerlendirilir. Bu noktada limited şirket payının senede bağlanmış olup olmaması sonucu değiştirmez, vergi idaresinin yerleşik yaklaşımı, limited şirket paylarının anonim şirket hisse senedi gibi değerlendirilmemesi yönündedir.
Bu nedenle limited şirket ortaklık paylarının devrinden doğan kazançlar, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80/4. maddesi kapsamında vergilendirilir. 2026 takvim yılı bakımından değer artış kazançlarına ilişkin istisna tutarı 150.000 TL’dir. Kazancın bu tutarı aşan kısmı gelir vergisine tabi olur.
Tüzel Kişi Ortağın Pay Devrinde Kurumlar Vergisi
Limited şirket payını devreden taraf kurumlar vergisi mükellefi bir tüzel kişi ise, değerlendirme Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde yapılır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi kapsamında, en az iki tam yıl süreyle aktifte bulunan iştirak hisselerinin satışından doğan kazancın belirli bir kısmı kurumlar vergisinden istisna edilebilir.
27 Kasım 2024 tarihli ve 32735 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 9160 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu istisna oranı yüzde 50 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla 27 Kasım 2024 tarihinden itibaren yapılan satışlarda, şartların sağlanması halinde satış kazancının yüzde 50’lik kısmı istisnadan yararlanabilir.
Ancak burada yalnızca iki tam yıl elde tutma şartına bakmak yeterli değildir. Satış bedelinin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi ve istisna edilen kazancın pasifte özel bir fon hesabında beş yıl süreyle tutulması gerekir. Ayrıca menkul kıymet ticareti amacıyla elde tutulan paylar ile bazı holding yapılarında iştirak amacı yeterince ortaya konulamayan paylar bakımından istisnanın tartışmalı hale gelebildiği unutulmamalıdır.
3. Anonim Şirket Pay Devrinde Vergilendirme
Gerçek Kişi Ortak Bakımından Gelir Vergisi
Anonim şirket pay devrinde vergisel sonuç, payın hukuki niteliğine göre değişir.
Pay senedi veya ilmühaberle temsil edilen payların devrinde, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80/1. maddesi çerçevesinde önemli bir avantaj söz konusu olabilir. Tam mükellef anonim şirketlere ait pay senetleri veya ilmühaberler, iktisap tarihinden itibaren iki yıldan fazla süreyle elde tutulduktan sonra elden çıkarılırsa, elde edilen kazanç değer artış kazancı kapsamında vergilendirilmez.
Buna karşılık, anonim şirkette pay henüz pay senedine veya ilmühabere bağlanmamışsa, yani devir çıplak pay devri niteliğindeyse, kazanç Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80/4. maddesi kapsamında değer artış kazancı olarak vergilendirilir. Bu halde iki yıllık elde tutma süresi istisna yaratmaz.
Burada özellikle altı çizilmesi gereken nokta şudur: anonim şirkette vergi avantajı, yalnızca ortak sıfatından değil, payın pay senedi veya ilmühaberle temsil edilmesinden, bu senetlerin usulüne uygun çıkarılmış olmasından ve devrin gerçekten senet devri rejimine göre gerçekleştirilmesinden doğar.
Tüzel Kişi Ortağın Pay Devrinde Kurumlar Vergisi
Anonim şirket payını devreden taraf kurumlar vergisi mükellefi ise, limited şirket paylarında olduğu gibi Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi uygulanır. Payların en az iki tam yıl aktifte bulunması, satış bedelinin süresinde tahsil edilmesi ve istisna edilen kazancın özel fon hesabında tutulması şartları gerçekleşirse, 27 Kasım 2024 tarihinden itibaren satış kazancının yüzde 50’lik kısmı kurumlar vergisinden istisna edilir.
Burada da menkul kıymet ticareti amacıyla elde tutulan payların istisna dışında kalabileceği ve iştirak amacı ile ticari amaç ayrımının somut olayda dikkatle yapılması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
4. Limited Şirketten Anonim Şirkete Tür Değişikliği ve Vergisel Etkileri
Limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 180 ila 190. maddelerinde düzenlenen tür değiştirme hükümlerine tabidir. Tür değiştirmede yeni bir şirket kurulmaz, dönüştürülen şirket hukuki kimliğini devam ettirir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri çerçevesinde şartların sağlanması halinde tür değiştirme, kurumlar vergisi bakımından devir hükmünde kabul edilir.
Ancak uygulamadaki gerçek tartışma, tür değişikliğinin kendisinden çok, dönüşüm sonrasında ortaklara verilen anonim şirket pay senetleri veya ilmühaberler bakımından iki yıllık sürenin hangi tarihten başlayacağı noktasında toplanır. Bu mesele, yazının da merkezindeki sorudur: limited şirkette geçirilen süre, anonim şirkette iki yıllık elde tutma süresine dahil edilir mi yoksa süre ancak pay senedi veya ilmühaber düzenlendiği tarihten itibaren mi işlemeye başlar?
İki Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?
Sorunun pratik önemi açıktır. Eğer iki yıllık süre limited şirkete ilk iştirak tarihinden itibaren hesaplanırsa, tür değişikliği sonrasında çıkarılan anonim şirket pay senetlerinin satışı daha kısa sürede gelir vergisi dışında kalabilir. Buna karşılık sürenin pay senedinin veya ilmühaberin düzenlendiği tarihten itibaren başladığı kabul edilirse, tür değişikliğinin tek başına beklenen vergisel avantajı sağlaması mümkün olmayabilir.
Bu tartışma, bugün esasen iki ayrı yaklaşım etrafında şekillenmektedir: idari yaklaşım ve yargısal yaklaşım.
(i) İlk yaklaşımda, limited şirkette geçen ortaklık süresinin anonim şirketteki pay senetlerine taşınabileceği kabul edilir.
(ii) İkinci yaklaşımda ise iki yıllık süre, pay senedinin veya ilmühaberin fiilen çıkarıldığı tarihten itibaren başlatılır.
Özelgeler Ekseninde İdari Yaklaşım
Gelir İdaresi’nin eski tarihli bazı özelgelerinde, tür değiştirmenin Kurumlar Vergisi Kanunu anlamında devir niteliği taşıdığı kabul edilerek, anonim şirkete dönüşen yapıda ortaklara verilen pay senetlerinin iktisap tarihi olarak limited şirkete ilk iştirak tarihinin esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşımda ağırlık merkezi, şirket kimliğindeki süreklilik ve devir rejimidir.
Buna karşılık idare, özellikle 14 Şubat 2018 tarihli özelgeden itibaren belirgin biçimde farklı bir çizgiye yönelmiştir. Bu yeni yaklaşımda, limited şirket payının anonim şirkete dönüşümden sonra pay senedi veya ilmühabere bağlanması halinde iki yıllık sürenin başlangıcı olarak ortakların bu senetler üzerinde tasarruf hakkını kazandıkları tarih, başka bir ifadeyle senetlerin bastırıldığı veya çıkarıldığı tarih esas alınmaktadır. 2023 tarihli özelgelerde de aynı çizginin sürdürüldüğü görülmektedir.
İdarenin bugün uygulamada ağırlık kazanan görüşü bu ikinci yaklaşımdır. Dolayısıyla yalnızca tür değişikliğine dayanılarak limited şirkette geçen sürenin otomatik olarak anonim şirket pay senetleri bakımından iki yıllık elde tutma süresine ekleneceği varsayımı, idari uygulama bakımından güvenli değildir.
Danıştay Görüşü Ekseninde Yargısal Yaklaşım
Danıştay kararlarında ise tartışma daha çok tür değişikliğinin hukuki süreklilik doğurup doğurmadığı ve bu sürekliliğin iktisap tarihine nasıl yansıtılacağı üzerinden yürümektedir. Bu çizgide yer alan değerlendirmelerde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri kapsamında gerçekleştirilen tür değişikliğinin devir niteliği taşıdığı, bu nedenle dönüşüm sonrasında edinilen pay senetlerinin iktisap tarihinin limited şirkete iştirak tarihiyle ilişkilendirilebileceği kabul edilmektedir.
Özellikle Danıştay 3. Dairesinin 01.10.2024 tarihli, 2024/9 E.-2024/5025 K. sayılı kararına yansıyan değerlendirme, bu yaklaşımı açık biçimde göstermektedir. Söz konusu değerlendirmeye göre, tür değişikliğinden sonra verilen hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, nev’i değiştiren limited şirkete iştirak edilen tarihin esas alınması gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, idarenin 2018 sonrasında benimsediği görüşten ayrılmaktadır.
Bununla birlikte yargısal yaklaşım da tek boyutlu okunmamalıdır. Bazı uyuşmazlıklarda mahkemeler, senet veya ilmühaber çıkarılmış olsa dahi devir işleminin gerçekten senet devri rejimine göre yürütülüp yürütülmediğini ayrıca irdelemiştir. Bu nedenle yargı bakımından da yalnızca “senet basıldı” olgusu değil, devrin hukuki yapısı önem taşımaktadır.
İki Yaklaşımın Pratik Sonucu
İdari yaklaşım benimsendiğinde iki yıllık süre, çoğu durumda pay senedinin veya ilmühaberin düzenlendiği tarihten itibaren başlatılmaktadır. Yargısal yaklaşımın süreklilik eksenindeki yorumunun benimsenmesi halinde ise, limited şirkete ilk iştirak tarihi esas alınarak daha erken bir vergisel avantaj sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Tam da bu nedenle, limited şirketin anonim şirkete dönüşmesi tek başına otomatik bir gelir vergisi avantajı yaratmaz. Asıl mesele, somut olayda hangi yaklaşımın uygulanma ihtimalinin daha yüksek olduğu, iki yıllık sürenin hangi tarihten başlatılacağı ve işlemin bu riskler gözetilerek nasıl kurgulandığıdır. Vergi sonucunun sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için:
(i) tür değişikliğinin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 19 ve 20. maddeleri kapsamında yapılıp yapılmadığı,
(ii) payların pay senedi veya ilmühabere usulüne uygun şekilde bağlanıp bağlanmadığı,
(iii) iki yıllık sürenin somut olayda hangi tarihten itibaren hesaplanması gerektiği,
(iv) devir işleminin gerçekten senet devri rejimine göre yürütülüp yürütülmediği,
birlikte değerlendirilmelidir.
5. Kanaatimizce
Bizce bu tartışmada belirleyici mesele, tür değişikliğinin soyut olarak bir devamlılık yaratıp yaratmadığından ziyade, vergi avantajının hangi hukuki olayla bağlandığının doğru tespit edilmesidir. Eğer vergisel avantaj, anonim şirket pay senedi veya ilmühaberin varlığına bağlanıyorsa, iki yıllık sürenin başlangıcı bakımından senedin veya ilmühaberin hukuken ortaya çıktığı tarihin esas alınması yönündeki idari yaklaşım teknik olarak daha sıkı bir zemine oturmaktadır. Bununla birlikte, tür değişikliğinin Kurumlar Vergisi Kanunu anlamında devir sayıldığı ve şirket kimliğinde süreklilik bulunduğu kabul edildiğinde, limited şirkete ilk iştirak tarihini esas alan yargısal yaklaşımın da güçlü bir sistematik dayanağı bulunmaktadır. Tam da bu nedenle, somut işlem kurgusu yapılırken yalnızca teorik olarak hangi görüşün daha ikna edici olduğu değil, idarenin mevcut uygulaması, uyuşmazlık halinde yargısal görünüm ve mükellefin üstlenmek istediği risk seviyesi birlikte değerlendirilmelidir.
6. Uygulamada Öne Çıkan Hususlar
Pay devri işlemlerinde vergi avantajı çoğu zaman işlemin ekonomik sonucundan çok, hukuki kurgusuna bağlı olarak ortaya çıkar. Özellikle anonim şirketlerde senet veya ilmühaber düzenlenmiş olması ile devrin gerçekten bu enstrümanlar üzerinden gerçekleştirilmesi arasında belirleyici bir fark vardır.
Benzer şekilde, limited şirketten anonim şirkete tür değişikliği yapılan yapılarda teorik avantaj ile fiili vergi sonucu her zaman örtüşmeyebilir. Özellikle iki yıllık sürenin başlangıcı, iktisap tarihi, senetlerin çıkarılış zamanı ve devir yöntemi birlikte değerlendirilmediğinde, işlemden beklenen vergi avantajı korunamayabilir.
7. Sonuç
Limited şirket ve anonim şirket pay devrinde vergilendirme, yalnızca satış kazancının büyüklüğüne bağlı değildir. Devrin hukuki niteliği, payın senede bağlanıp bağlanmadığı, elde tutma süresi, devredenin gerçek kişi veya kurum olması ve kurumlar vergisi istisna şartlarının eksiksiz sağlanıp sağlanmadığı sonuca doğrudan etki eder.
Özellikle anonim şirketlerde pay senedi veya ilmühaber düzenlenmesi önemli bir vergi avantajı yaratabilse de, bu avantajın ortaya çıkması için yalnızca senedin basılmış olması yeterli değildir. Senedin usulüne uygun çıkarılması ve devrin buna uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Limited şirketlerde ise senede bağlanmış payların varlığı, vergi uygulamasında anonim şirket pay senediyle aynı sonucu doğurmaz.
Tür değişikliği ise ayrı bir dikkat alanı oluşturur. Limited şirketten anonim şirkete dönüşümde temel mesele, iki yıllık elde tutma süresinin limited şirkete ilk iştirak tarihinden mi, yoksa anonim şirkette pay senedi veya ilmühaberin düzenlendiği tarihten mi başlayacağıdır. Vergisel sonuca asıl yön veren de bu ayrımdır. Bu nedenle tür değişikliği planlamasında, yalnızca dönüşüm işleminin tamamlanmış olması değil sonrasında payın hangi hukuki forma bağlandığı ve satışın bu yapıya uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de belirleyici kabul edilmelidir.
Bu nedenle yüksek tutarlı pay devirlerinde işlemin yalnızca şirketler hukuku bakımından değil, gelir vergisi ve kurumlar vergisi yönünden de birlikte tasarlanması, gerektiğinde işlem öncesinde somut olaya özgü hukuki ve vergisel görüş alınması isabetli olacaktır.
